Admin

Admin

25 Ocak 2021 Pazartesi

Subay Rütbeleri ve Bekleme Süreleri

Subay Rütbeleri ve Bekleme Süreleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Subay Rütbeleri

OrgeneralKorgeneralTümgeneral
TuğgeneralAlbayYarbay
BinbaşıYüzbaşıÜsteğmen
TeğmenAsteğmen 

RÜTBELER — BEKLEME SÜRELERİ
Teğmen — 3 Yıl
Üsteğmen — 6 Yıl
Yüzbaşı — 6 Yıl
Binbaşı — 5 Yıl
Yarbay — 3 Yıl
Albay — 4 Yıl
Albay bekleme süresi 5’den 4’e düşerken, general/amiral bekleme süreleri de 4’den 3’e düşürüldü.
Normal terfiiler sonucunda 15 yılın bitiminde Binbaşı, 20nci yılın bitiminde de Yarbay olunuyor.

Devamını Oku

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Tarihçesi

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Tarihçesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İlk Türk Devletleri Dönemi

Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak, Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209 yılı esas alınmıştır.

İlk kez Mete Han tarafından M.Ö. 209 yılında kurulan düzenli Türk Kara Ordusunda sayı itibarıyla 10.000 atlıdan oluşan en büyük birlik, “Tümen” olarak adlandırılmış, tümenler binlere, binler yüzlere, yüzler onlara ayrılmış, her birinin başına Tümenbaşı, Binbaşı, Yüzbaşı ve Onbaşı rütbelerine sahip birer komutan görevlendirilmiş ve aşağıdan yukarıya doğru emir-komuta zinciri içerisinde birbirine bağlanmıştır.

Mete Han ile tarih sahnesine çıkan bu teşkilatlanma modeli günümüze kadar uzanan yelpaze içerisinde hüküm süren diğer Türk devletleri ile süregelmiş, özellikle Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk Ordusu dünyanın sayılı ordularından birisi olmuştur.

1040 yılında Dandanakan Meydan Muharebesi’nde Gaznelileri yenerek bağımsızlığına kavuşan, 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Bizanslıları yenerek, Anadolu’yu yeni bir Türk yurdu yapan Büyük Selçuklu Devleti’nde, Kara Kuvvetlerinin teşkilat ve eğitimi sağlam esaslara bağlanmıştır.

Büyük Selçuklu Devleti’nden sonra, Anadolu Selçukluları ve Mısır Türk Memlukları da mükemmel ordular meydana getirmişlerdir.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi

1299 yılında kurulan Osmanlı İmparatorluğu hızla büyüyüp güçlenmiş bu güçlenmeye paralel olarak da , 1363’den itibaren Anadolu dışına çıkan Osmanlı orduları; batıda Sırpsındığı, Kosova, Niğbolu, Varna, İstanbul’un Fethi ve Mohaç; doğuda Çaldıran, Mercidabık ve Ridaniye muharebelerinde büyük zaferler elde etmişlerdir.

Osmanlı ordusunun teşkilatlı bir şekilde ortaya çıkışı ise, Sultan I inci Murat zamanında olmuştur. Tarihte ilk süvarili ordu olma niteliğini taşıyan Osmanlı Ordusu, önceleri yalnızca Atlı Akıncılardan oluşmakta iken, daha sonraları yaya birliklerin de katılmasıyla Yeniçeri Ocağı adı altında sürekli bir yapıya dönüştürülmüştür. İmparatorluğun yükseliş dönemlerinde elde edilen zaferlerde Yeniçeri Ocağı önemli rol oynamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme devri ile birlikte etkinliğini yitiren Yeniçeri Ocağı, 15 Haziran 1826’da başlayan Yeniçeri Ayaklanmasının bastırılmasını müteakip kaldırılmıştır. Bu ordunun yerine ‘Asakiri Mansure-i Muhammediye’ adı ile yeni bir ordu kurulmuştur. Bu gücün temelini “Kol” adı verilen taburlar oluşturmuştur. Yine bu teşkilat devresinde; 1834 yılında orduya komuta edecek subayları yetiştirmek amacıyla, ‘Mekteb-i Harbiye-i Şahane’ adıyla Kara Harp Okulu açılmıştır.

Tanzimat Fermanı’ndan 4 yıl sonra, 1843’te, yeni bir düzenlemeye gidilerek, beş yıllık hizmet süresine tabi personelle oluşturulan beş ordu kurulmuş ve 1848 yılında yapılan bir değişiklikle ordu sayısı altıya çıkarılmıştır. Mekteb-i Fünun-u Harbiye-i Şahane olarak adlandırılan Harp Akademisi, 20 Temmuz 1848 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Diğer yandan, bu dönemde askerî okullar da çoğaltılmış ve lise seviyesinde askerî okullar; 1845 yılında İstanbul ve Bursa’da, 1846 yılında Edirne ve Manastır’da, 1847 yılında Şam’da, 1872 yılında Erzurum’da ve 1875 yılında Bağdat’ta açılmıştır. Bunlar Harp Okulunun öğrenci kaynağını teşkil etmiştir. Bu askerî liselerden sadece İstanbul’da bulunan Kuleli Askerî Lisesi eğitim öğretimine devam etmektedir.

İkinci Meşrutiyetin ilanıyla birlikte, idari alandaki yeniliklere paralel olarak, ordu teşkilatında yeni bir düzenleme yapılmak suretiyle silah ve malzeme miktarı artırılmış ancak, Trablusgarp ve Balkan Savaşları nedeniyle ordudaki gelişmeler sekteye uğramıştır.

Bunun hemen arkasından girilen 1’inci Dünya Savaşında Galiçya’dan Yemen’e ve Kafkaslara kadar uzanan cephelerde kısmi başarılar kazanan Türk Ordusu, Çanakkale Zaferi ile tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır. Değişik cephelerde elde edilen başarılara rağmen, 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi’nin ağır hükümleriyle karşı karşıya kalmıştır.

Mondros Mütarekesi’nin hükümlerine göre, vatan sözde galip devletler tarafından küçültülmüş, kara kuvvetlerinin mevcudu indirilmiş, silahları elinden alınmış, vatan toprakları işgal edilmiştir.

Türk Ulusu, işgalleri tanımayarak direnişe geçmiş, memleketin her tarafında oluşan gönüllüler ve milis grupları faaliyet göstermeye başlamıştır.

Dağınık hâlde ve küçük birlikler şeklindeki unsurların çabaları ile arzu edilen başarıları sağlamanın mümkün olamayacağını gören Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, düzenli ordunun kurulması için 1920 yılı ortalarından itibaren çalışmaya başlamış, sonuçta Batı Cephesi Komutanlığı teşkil edilmiştir.

Tüm olanaksızlıklara rağmen büyük güçlükler altında teşkil edilen bu ordu sayesinde I inci ve II nci İnönü Savaşları ile “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır” parolası ile Sakarya Meydan Muharebesi kazanılmış, 26 Ağustos 1922 tarihinde Yunan ordusuna karşı başlatılan Büyük Taarruz ve devamında Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat Başkomutan sıfatıyla yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi büyük bir zaferle sonuçlanmıştır.

Bozguna uğrayan ve kaçan düşmana karşı Mustafa Kemal Paşa’nın 1 Eylül 1922 tarihinde “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” diyerek verdiği emri ile düşmanın 9 Eylül 1922 tarihinde denize dökülmesi sağlanmış ve Anadolu işgal edilmekten, Türk Ulusu ise esaret altına alınmaktan kurtarılmıştır. Böylece vatanın bütünlüğü ve Türk devletinin kayıtsız ve şartsız istiklali bütün dünya tarafından tanınmıştır.

Cumhuriyet Dönemi

Atatürk’ün önderliğindeki Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan zafer sonunda, Türk Kara Kuvvetleri, Cumhuriyet Döneminin başında ikişer tümenli dokuz kolordu ve üç süvari tümeninden oluşan üç ordu müfettişliği hâlinde teşkilatlandırılmıştır.

1923-1939 Dönemi

Kurtuluş Savaşından sonra; memleket içinde kalan silah, araç, gereç ve donatım toplatılmıştır. Gerekli olanların ıslahı yapılarak ordunun kuruluş ve kadrosuna katılmıştır. Sürekli gelişen silah ve malzeme teknolojisini izleme, inceleme ve muayene için, bir ‘Fen ve Sanat Dairesi’ kurulmuştur.

16 yıl içinde; ordunun tüm giyecek ve diğer levazım ihtiyaçları ile silahlı kuvvetlerin donatım malzemesi, millî fabrikalarda yapılacak hâle gelmiştir.

Kara Kuvvetlerinin silah ve malzemesini tamir ve ıslah için, Ankara’da askerî fabrikaların temeli atılmış ve faaliyete geçirilmiştir.

1934’te Lüleburgaz’da ilk tank birliği kurulmuştur.

1936 yılında Kara Harp Okulu ve Harp Akademisi yeniden öğrenime başlamıştır.

1939-1945 Dönemi

1939 yılı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Kara Kuvvetlerinin gelişimi açısından önemli bir yıldır. İkinci Dünya Harbi tehlikesi Türkiye Cumhuriyeti’nin de kapılarını çaldığından, ihtiyaçların seferi kuruluşa göre karşılanması gerekiyordu. Bu maksatla çeşitli safhalarda aşağıdaki faaliyetler gerçekleştirilmiştir:

  • Kara Kuvvetlerinin seferi duruma geçmesi ve seferde teşkil edilecek tümenlerin kurulmasıyla, barıştaki 10 olan kolordu sayısı, 15’e çıkarılmıştır.
  • Paraşüt birlikleri teşkil edilmiştir.
  • Batı Anadolu’daki birlikler takviye edilmiştir.
  • Doğu sınırlarımızdaki birliklerimiz takviye edilmiştir.
  • Doğuda ve batıda iki cephede de yeterli derecede kuvvetli olabilmek için, bütün sınıflar silah altına alınarak, eksik bulunan muhabere ve istihkâm birliklerinin, zırhlı tugayların ve ölçme alaylarının kadroları takviye edilmiştir. Barışta bütçe yetersizliği nedeniyle teşkil edilememiş, ağır makineli tüfek bölükleri, koşulu ve çakılı topçu bataryalar ve nakliye kolları kurulmuştur.

1945-1952 Dönemi

  • 1949 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı kurulmuştur. Bu tarihe kadar, ordu komutanlıkları harekât ve eğitim yönünden Genelkurmay Başkanlığına, personel ve lojistik destek bakımından ise Millî Savunma Bakanlığına bağlı bulunuyorlardı. 1950 yılından itibaren ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı, bütün sınıf okulları ve eğitim merkezlerini bünyesine almıştır.
  • 1950 yılında Kore Harbi’nin çıkması üzerine Kara Kuvvetlerinden bir Tugay büyüklüğünde bir kuvvet, Birleşmiş Milletler Ordusu’na katılmak üzere Kore’ye gönderilmiştir.

1952-1992 Dönemi

  • Türkiye 1952 yılında NATO üyesi olmuştur.
  • Türkiye’nin NATO’ya üye olmasından sonra Kara Kuvvetlerinin bütün sınıfları NATO standartlarına göre modern silah ve teçhizat ile donatılmıştır.
  • Hava savunma topçu birlikleri kurulmuş ve Nike füzeleri ile tedarik edilmiştir.
  • 1957 yılında Kara Havacılık Okulu kurulmuştur.
  • 1966 yılında, Ankara’da 4’üncü Kolordu Komutanlığı kurulmuştur.
  • 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı icra edilmiş ve Kıbrıs’ta kolordu seviyesinde Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı kurulmuştur.
  • 1975 yılında İzmir’de Ege Ordu Komutanlığı kurulmuştur.

Bu dönem içindeki diğer gelişmeler ise şunlardır:

  • Eğitim Komutanlığının Teşkili (1985): Temmuz 1985 tarihinde Kara Kuvvetleri Eğitim Komutanlığı kurulmuştur. Kara Kuvvetleri Eğitim Komutanlığının adı 1994 yılında Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı olarak değiştirilmiştir.
  • Lojistik Komutanlığı Teşkili (1988): Kara Kuvvetlerinin lojistik faaliyetlerini modern harbin gereklerine uygun olarak daha rasyonel ve etkili bir şekilde yürütmek amacıyla; Kara Kuvvetleri Karargâhı ile ordu ve bağımsız kolordular arasında icracı bir komutanlık olan Lojistik Komutanlığının kuruluşu 1988 yılı sonunda tamamlanmıştır.
  • Hudut emniyeti: 10 Kasım 1988 tarih ve 3497 sayılı ‘Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği’ hakkındaki Kanun gereğince, kara hudutlarının korunması görevi Kara Kuvvetleri Komutanlığının sorumluluğuna verilmiştir.
  • Tatbikatlar: 1986 yılından itibaren, komutanların ve birliklerin muharebe ortamında iki taraflı harekâtta bulunmalarını sağlamak, kıta sevk ve idare eğitim seviyesini yükseltmek maksadıyla, her yıl bir ordu bölgesinde Mehmetçik tatbikatlarının icrasına başlanmıştır.

1992-2010 Dönemi

1990 yılında Varşova Paktı’nın çöküşü ve SSCB’nin dağılmasıyla dünyada güç dengeleri altüst olmuş ve belirsizlikler ortamına girilmiş, soğuk savaş dönemi sona ermiştir. Bu kapsamda; büyük birçok devlet ordularını küçültüp sayıca daha az, fakat daha etkin ordular oluşturmaya başlamışlardır.

Bu dönemde; Türkiye’ye yönelik tehditler, Avrupa Konvensiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA)’nın getirdiği sınırlamalar, Kara Kuvvetlerinin zafiyet sahaları dikkate alınarak;

  • Geleceğin muharebe ortamına uyum sağlayabilecek,
  • Hareket kabiliyeti ve ateş gücü yüksek,
  • Düşmanı derinlikten itibaren tespit, teşhis ve tanıma imkânı olan,
  • Gece muharebe etme yeteneğine sahip,
  • Beka kabiliyeti yüksek,
  • Elastiki ve çok maksatlı kullanıma imkân veren,
  • Yeterli büyüklükte,
  • Sevk ve idaresi kolay,
  • Personel tasarrufuna imkân sağlayan ve etkili bir seferberlik sistemine dayanan,
  • Tabur, tugay, kolordu ve ordu kuruluşlarını esas alan bir kuvvet yapısı hedeflenmiştir.

Bu kapsamda tümen teşkilatı yerine , birlikler tugay şeklinde teşkilatlandırılmış ve kolordulara bağlanmıştır. Ayrıca, hareket kabiliyeti ve ateş gücünü artırmak maksadıyla; tugaylar ağırlıklı olarak zırhlı ve mekanize birlikler hâlinde teşkil edilmiştir.

Keşif, gözetleme ve hedef tespit imkânlarının artırılması maksadıyla, 2007 yılından itibaren; Ordu Komutanlıkları kuruluşuna Taktik ve Mini İnsansız Hava Aracı Sistemleri (İHAS)nin yer aldığı İnsansız Hava Aracı Tabur, Bölük ve Takımları,Tugay ve Alay Komutanlıklarının kuruluşuna Mini İnsansız Hava Aracı Sistemleri Timleri ilave edilmiştir.

Merkezi yetenek havuzlarının oluşturulması kapsamında Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri Birlikleri yeniden yapılandırılmış Ordu Komutanlıklarında Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri Alay Komutanlıkları teşkil edilmiş ve Elektronik Harp Birlikleri Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri Alay Komutanlıkları kuruluşlarına dâhil edilmiştir.

Lojistik Yönetim Sistemi (LYS) projesi ile ikili ikmal ve üçlü bakım sistemine geçilmiştir. Bu kapsamda Kara Kuvvetlerinin lojistik teşkilatı; Kara Kuvvetleri Karargâhından, Tabur/Müstakil Bölük seviyesine kadar her kademede yeniden yapılandırılmıştır.

Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer (KBRN) birlikleri 1997 yılında yeniden teşkilatlandırılmıştır.

Hava savunma sınıfının, topçu sınıfından ayrılarak ayrı bir sınıf hâline getirilmesi 4185 sayılı Yasa ile kabul edilmiştir. Buna paralel olarak hava savunma birlikleri yeniden teşkilatlandırılmış, Topçu ve Füze Okulu bünyesinde kurulan Hava Savunma Okulu, 1998 yılında Çekmeköy Kışlası’na taşınmıştır. 2008 yılında Konya’ya konuş değiştirmiştir.

1999 yılında, Ankara’da faaliyete başlayan Kara Kuvvetleri İstihbarat Okulu, 2003 yılında lağvedilerek TSK İstihbarat Okulu ile birleştirilmiştir. 2010 yılına kadar K.K.K.lığına bağlı olarak faaliyetlerine devam eden TSK İstihbarat Okulu bu tarihten itibaren Genelkurmay Başkanlığına bağlanmıştır. Eğitim ve öğretim faaliyetlerini hâlen, Ankara’da sürdürmektedir.

Kara havacılık birliklerinde tek elden emir komuta tesis etmek ve seferde uygulanacak komuta yapısına barıştan itibaren geçmek maksadıyla; 15 Ağustos 2003 tarihinde, Kara Havacılık Komutanlığı kurularak K.K.K.lığına bağlanmıştır.

İstihkâm birlikleri 2006 yılında yeniden yapılandırılmıştır. Bu kapsamda; 1’inci Ordu ve 2’nci Orduda İstihkâm Alayı, 3’üncü Ordu ve Ege Ordusunda İstihkâm Taburu seviyesinde istihkâm yetenek havuzları teşkil edilmiştir.

2007 yılında Sınıf Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlıkları ile Eğitim Tugay Komutanlıkları Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığına bağlanmıştır.

Yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da Türk Silahlı Kuvvetlerini en iyi şekilde temsil eden Türk Kara Kuvvetleri, barışı destekleme harekâtlarına bugüne kadar önemli katkılarda bulunmuş ve bulunmaya devam etmektedir. Bu kapsamda Türk Kara Kuvvetleri aşağıdaki uluslararası harekâtlara katkıda bulunmaktadır.

Bosna Hersek’te icra edilen ALTHEA Harekâtı kapsamında; BM Güvenlik Konseyi’nin kararına istinaden ilk olarak 04 Ağustos 1994 tarihinde Alay seviyesinde birlik ile harekâta katılmıştır. Bu tarihten itibaren Alay/Bölük seviyesinde değişen birlikler görevlendirilmiştir.

13 Temmuz 1999 tarihinden itibaren; Kosova’da meydana gelen çatışmaların engellenmesi maksadıyla Kosova Gücü (KFOR) Harekâtına katkı sağlamak amacıyla Kosova’da Alay/Bölük seviyesinde değişen birlikler görevlendirilmiştir.

Uluslararası Güvenlik ve Yardım Kuvveti (UGYK) Harekâtı kapsamında 16 Ocak 2002 tarihinden itibaren Afganistan’a Tugay/Bölük seviyesinde değişen birlikler görevlendirilmiş, 2011 yılına kadar geçen süre içerisinde de Türkiye iki defa Uluslararası Güvenlik ve Yardım Kuvveti liderliği, iki defa da Kabil Bölge Komutanlığı liderliğini üstlenmiştir. Hâlen Kabil Bölge Komutanlığı liderliğini 3’üncü defa yürütmekte ve Tugay seviyesinde birlik ile katkı yapılmaktadır.

Türkiye, BM Lübnan Geçici Kuvveti (United Nations Interim Force in Lebonan – UNIFIL) Harekâtına 20 Ekim 2006-01 Eylül 2013 tarihleri arasında bölük seviyesinde birlik ile katkı sağlamıştır.

Sonuç olarak; Türk Kara Kuvvetleri, “Türk Birliğinin, Türk Kudret ve Kabiliyetinin, Türk Vatanseverliğinin Çelikleşmiş Bir İfadesi” olan Silahlı Kuvvetlerimizin bir parçası olarak her zaman yüce milletimize layık olma azmi ve kararlılığı içinde ve onun emrinde olmanın şeref ve gururunu taşımaktadır.

Devamını Oku

PAKİSTAN HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI ORGENERAL MUJAHİD ANWAR KHAN’IN HAVA KUVVETLERİNİ ZİYARETİ

PAKİSTAN HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI ORGENERAL MUJAHİD ANWAR KHAN’IN HAVA KUVVETLERİNİ ZİYARETİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan KÜÇÜKAKYÜZ’ün resmî davetlisi olarak 12 – 16 Ocak 2021 tarihlerinde Türkiye’de bulunan Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mujahid Anwar KHAN ve beraberindeki heyet, 13 Ocak 2021 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığını, Genelkurmay Başkanlığını ve Millî Savunma Bakanlığını ziyaret ederek temaslarda bulunmuşlardır. 

Devamını Oku

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kuruluş Tarihçesi

Hava Kuvvetleri Komutanlığı  Kuruluş Tarihçesi
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Kuruluş Yılları

Dünyanın ilk askerî havacılık teşkilatlarından biri olan Türk Hava Kuvvetlerinin tarihçesi, 1909 yılına kadar uzanmaktadır. Türk ordusunda havacılıkla ilgili ilk çalışmalara 1909 yılında başlanmış, 1910 yılında bu çalışmalar geliştirilmiş ve Avrupa’ya bir inceleme kurulu, Paris’te toplanan Uluslararası Havacılık Konferansı’na da bir heyet gönderilmiştir. 1910 yılı sonlarına doğru ise, artık Türk ordusunda havacılık konusunda kesin karar verilmiş ve havacı personel yetiştirilmek üzere birkaç subayın Avrupa’ya eğitime gönderilmesi öngörülmüştür. Ancak, Türk ordusunun yüksek komuta katında havacılık alanında alınan bu önemli karara rağmen, ülkenin o tarihlerde içinde bulunduğu mali zorluklar nedeniyle gerekli ödenek bulunamamış ve 1910 yılında bu emrin gereği yerine getirilememiştir. Millî Savunma bakımından, havacılığın gelecekteki önemini gören Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa, konuyla yakından ilgilenmeye devam etmiş ve onun emri ile iki ordu mensubunun yurt dışında eğitim alması planlanmıştır. Bu kapsamda yurt dışına gönderilecek personelin seçimini yapmak ve havacılık işlerini yürütmek amacıyla 01 Haziran 1911 tarihinde bir tayyarecilik komisyonu kurulmuştur. İlgili komisyonun kuruluşu Türk Hava Kuvvetlerinin temelini oluşturmuştur. Tayyare komisyonunun 28 Haziran 1911 tarihinde yaptığı sınavda en yüksek notu alan Süvari Yüzbaşı Fesa ile İstihkâm Teğmeni Yusuf Kenan Beyler, uçuş eğitimi için Temmuz 1911’de Fransa’da ki Bleriot Fabrikası’nın uçuş okuluna gönderilmiştir.
17 Aralık 1903 tarihinde Wilbur ve Orwille Wright kardeşlerin ilk motorlu uçağı sembolik anlamda da olsa havalandırmayı başarmalarından sekiz yıl sonra Türk Hava Kuvvetlerinin temelleri atılmıştır. 1909-1912 yılları arası askerî havacılık teşkilatlarını kuran ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturya ve Rusya ile hemen hemen aynı yıllarda Türk askerî havacılık teşkilatı da dünya havacılık teşkilatlarının ilk sıralarında yerini almıştır.

1911 – 1918

21 Şubat 1912’de Yüzbaşı Fesa Bey uçuş eğitimini başarıyla bitirmiş ve Fransızların 780’inci, Türk Ordusunun da 1 no.lu brövesini, Yusuf Kenan Bey ise Fransızların 797’nci brövesini alarak yurda dönmüştür. Aynı yıl, sekiz Türk subayı daha Fransa’ya uçuş eğitimine gönderilmiştir. Böylece, 1912 yılı başlarında Türk Ordusu ilk pilotlarına ve ilk uçaklarına kavuşmuş, 3 Temmuz 1912’de de Yeşilköy’de (İstanbul) Hava Okulunun (uçuş okulu) açılmasıyla Türk Ordusu, uçucu subaylarını ülkesinde yetiştirmeye başlamıştır. Türk askerî havacılığının gelişmesinde ve güçlenmesinde en önemli aşamalardan birisi olan Hava Okulu’nun açılmasından sonra Türk ordusunda havacılık çalışmaları hızlanmış, personel sayısı çoğalmış ve Birinci Dünya Savaşı başında hava bölükleri (tayyare bölükleri) kurularak havacılar aktif kıta görevi yapmaya başlamışlardır.

1912-1913 Balkan Savaşı’nın birinci safhasında, henüz yeterli seviyede tecrübe kazanmamış olan Türk havacıları arzu edilen şekilde başarı gösterememiş, ikinci safhasında ise büyük başarılar elde etmişlerdir. Balkan Savaşı’nın sona ermesiyle, Türk havacılığının ıslahı ve geliştirilmesine başlanmıştır. Bu çalışmaların paralelinde yeni uçaklar alınmış ve Haziran 1914’te Yeşilköy’de Deniz Hava Okulu (Bahriye Tayyare Mektebi) kurulmuştur.

1914 yılında Hava Kuvveti Kıtaatı Mevaki-i Müstahkeme Müfettişliği emrinden alınmış ve Muhabere ve Muvasala Şubesi’ne bağlanarak “Teşkilat-ı Havaiye Müfettişliği” adını almıştır. 1914 yılında 1’inci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla ıslahat ve geliştirme çalışmaları durmuştur. Müteakiben, 1915 yılında bir kısım Alman havacı personel Türk Hava Kuvvetlerine gelmiş, bir kısım Türk havacısı da Almanya’ya uçuş eğitimine gönderilmiştir.

1915 yılı sona ermeden tayyare miktarı çoğalması sebebiyle genel karargâh emrinde 13’üncü Sahra Seyri Havaiye Şubesi kurularak havacılık işleri buraya verilmiştir. Kasım ayında da 13’üncü şubenin adı “Umur-u Havaiye Müfettişliği” olmuştur.
15 Şubat 1915 tarihinde müfettişlikten başka Harbiye Dairesi Dokuzuncu (havacılık işleri) Umur-u Havaiye Şubesi kurulmuş ikmal ve tedarik işleri bu şubeye verilmiştir.

Türk Hava Kuvvetleri bu dönemde, Hava Okulu, Hava (tayyare) İstasyonları, Hava (tayyare) Bölükleri, Sabit Balon Bölükleri, Uçaksavar topçu birlikleri ve Meteoroloji İstasyonları şeklinde teşkilatlanmıştır. Deniz hava bölükleri (deniz tayyare bölükleri) ve Deniz Hava Okulu da Bahriye Bakanlığı kuruluşunda görev yapmıştır.

16 Mayıs 1916 tarihinde yapılan bir değişiklikle, kara ve deniz havacılığı, Genel Karargâh (başkomutanlık) Havacılık İşleri Müfettişliği ve 9’uncu Umuru Havaiye Müfettişliği emrinde birleştirilmiştir. Ayrıca, bu dönemdeki teşkilatlanmanın ana gücünü oluşturan hava (tayyare) bölüklerinin bazılarında, sadece Türk havacı personeli, bazılarında ise Türk ve Alman havacı personeli müştereken görevlendirilmiş, bölüklerin taktik sevk ve idareleri de emrine verildiği ordulara bırakılmıştır.

1’inci Dünya Savaşı döneminde Türk Hava Kuvvetleri, yukarıda belirtilen yapısıyla, Çanakkale’den Hicaz’a, Kafkasya’dan Filistin’e kadar çok geniş bir alanda ve Türk askerinin çarpıştığı hemen hemen her cephede savaşa katılmıştır.

29 Temmuz 1918’de (Umuru Havaiye Müfettişliği) Havacılık İşleri Müfettişliği ismi, Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği (Kuva-yı Havaiye Müfettişliği) olarak değiştirilmiş ve yeniden teşkilatlanmaya başlanmıştır. Ancak, bu tarihten kısa bir süre sonra, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1’inci Dünya Savaşı’nda yenilgiyi kabul etmesi ve 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanması üzerine, itilaf devletleri tarafından başta İstanbul olmak üzere ülke işgal edilmiş ve bu tarihten itibaren de Türk askerî havacılığında yeni bir döneme girilmiştir.

1918 – 1923

Mondros Mütarekesi hükümlerinin uygulanmasıyla, orduda terhis işlemleri yapılmaya başlanmış, Alman havacı personel ülkeden ayrılmış ve 29 Temmuz 1918’de yeniden yapılanmaya çalışan Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği (Kuva-yı Havaiye Müfettişliği Umumiliği) kadroları boşalmış, sadece kâğıt üzerinde bir ad olarak kalmıştır. Bununla birlikte, Türk havacı personelin büyük gayretleriyle 1’inci Dünya Savaşı’ndan kalan uçaklarla İstanbul, İzmir ve Konya’da birer hava (tayyare) istasyonu, Elazığ ve Diyarbakır’da da birer hava (tayyare) bölüğü oluşturulmaya çalışılmış, gerek personel, gerekse uçak ve malzemeler anılan yerlerde toplanmaya başlanmıştır. Bu sıralar da, Türk milletinin bağımsızlığı ve vatanın bütünlüğünün sağlanması için Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Anadolu’da Kurtuluş Savaşı başlamış ve Türk havacıları da bu mücadelede yerini almak için Anadolu’da Konya Hava İstasyonu’na katılmışlardır.

Olaylar bu şekilde gelişirken Osmanlı Hükümeti Harbiye Nezareti, 21 Haziran 1920 tarihli emriyle, Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği’ni lağvetmiş ve personelini de dağıtmıştır. Böylece, Türk askerî havacılığı teşkilatsız, personelsiz, araç ve gereçsiz bırakılmış, diğer bir deyişle Osmanlı dönemi Türk havacılığı da sona ermiştir.

23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasından sonra ilk iş olarak düzenli ve disiplinli orduların kurulmasını esas kabul etmiş ve bu esasın paralelinde, Ankara Hükümeti Millî Savunma Bakanlığının 13 Haziran 1920 tarihli emriyle, Harbiye Dairesi’ne bağlı olarak Hava Kuvvetleri (Kuva-yı Havaiye) Şubesi kurulmuştur.
Yeni Türk Devleti’nin ilk hava teşkilatının faaliyete geçirilmesinden sonra, eldeki kırık-dökük uçakların onarılmasına, malzeme temin edilmesine çalışılmış ve bu tarihlerden itibaren de Türk havacıları yokluklar içinde, ancak inançla doğu ve batı cepheleri Harekâtına katılarak görevlerini yerine getirmişlerdir.

1 Şubat 1921 tarihinde teşkilat değişikliği yapılmış ve Hava Kuvvetleri (Kuva-yı Havaiye) Şubesi’nin ismi de Hava Kuvvetleri Genel Müdürlüğü (Kuva-yı Havaiye Müdüriyeti Umumiyesi) şeklinde değiştirilmiştir.

Müteakiben, 5 Temmuz 1922 tarihinde bir teşkilat değişikliği daha yapılmış, Hava Kuvvetleri Genel Müdürlüğü yerine tümen yetkisinde Hava Kuvvetleri Müfettişliği (Kuva-yı Havaiye Müfettişliği) kurulmuştur.

1923 – 1944

Yüce önder Atatürk tarafından, yeni Türk Devleti’nin varlığı, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün bütün dünyaya kabul ettirilerek 29 Ekim 1923’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, çağdaş havacılığa uyum sağlayacak güçlü bir hava kuvvetinin kurulması için çalışmalara başlanmıştır. 1923 yılında, üç hava (tayyare) bölüğü, bir deniz hava (tayyare) bölüğü ve bir hava okulundan oluşan Hava Kuvvetleri Müfettişliği’nin gücü 1926 yılına kadar geçen dönem içinde gittikçe arttırılarak, hava bölüklerinin sayısı on’a, deniz hava bölüklerinin sayısı ise üç’e çıkarılmış ve bölükler, grup komutanlıkları ve hava (tayyare) istasyon komutanlıkları bünyesinde sevk ve idare edilmiştir. 1924 yılında, uçuş eğitimi için diğer ülkelere personel gönderilmeye başlanmış, 1925 yılında Eskişehir’de Hava Okulu yeniden kurulmuş ve aynı yılın ekim ayında Hava Okulu ilk mezunlarını vermiştir.

1928 yılında Hava Kuvvetleri Müfettişliği lağvedilerek Millî Savunma Bakanlığı bünyesinde Hava Müsteşarlığı kurulmuş, grup ve hava (tayyare) istasyon komutanlıkları kaldırılarak hava (tayyare) taburları oluşturulmuştur. Anılan hava birlikleri, harekât ve eğitim yönünden Genelkurmay Başkanlığına (Erkânı Harbiye-i Umumiye Riyaseti), lojistik destek yönünden Hava Müsteşarlığına bağlanmıştır. Aynı yıl, havacılığın pilot dışındaki diğer ihtisas ve branşları ile ilgili elemanlarının, ihtiyaç duyuldukça kurulan okullarda yetiştirilmesine başlanmıştır.

1930 yılında, eğitim için Fransa ve İngiltere’ye gönderilen personele ilave olarak, İtalya ve ABD’ye de eğitim için personel gönderilmiştir.

1932 yılında, hava (tayyare) alayları kurulmuştur.

1933 yılından itibaren Türk havacıları, havacılığın sembolü olan mavi renkli üniformayı giymeye başlamışlardır. 1937 yılında Hava Harp Akademisi açılmış, 22 Mayıs 1939 tarihinde de hava tugayları kurulmuştur.

1940 yılında envanterindeki uçak sayısı yaklaşık 500 civarına ulaşan Hava Kuvvetleri, Balkanlarda en güçlü hava kuvveti hâline gelmiş ve 2’nci Dünya Savaşı süresince, Türk Hava Kuvvetleri muhtemel bir savaşa karşı daima hazır olarak muhafaza edilmiştir.

16 Ağustos 1943 tarihinde hava tugayları tümen seviyesine çıkarılarak Hava Tümeni ismini almıştır.

1944 Yılından İtibaren Hava Kuvvetleri

1940 yılından itibaren lojistik destek yönünden Millî Savunma Bakanlığı bünyesindeki Hava Müsteşarlığına, harekât ve eğitim yönünden Genelkurmay Başkanlığına (Hava Müşavirliği) bağlı olarak faaliyet gösteren hava birliklerinin, tek bir komuta altında toplanmasına karar verilmiş ve bu amaçla 23 Ocak 1944 tarihinde Genelkurmay Başkanlığının emriyle Hava Kuvvetleri Komutanlığı müstakil bir kuvvet olarak teşkil edilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığının bu teşkilatlanmasında, sadece muharip hava birlikleri Hava Kuvvetleri Komutanlığına, lojistik destek birlikleri Millî Savunma Bakanlığına, eğitim kuruluşları da Genelkurmay Başkanlığına bağlanmıştır. Türk Hava Kuvvetlerinin, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ismini aldıktan sonra komutanlığına da 18452 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 27 Ocak 1944 tarihinde ilk olarak Tümgeneral Zeki DOĞAN atanmıştır.

1947 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığı, ordu seviyesine çıkarılmış ve 1948 yılında lojistik destek kuruluşları, 1950 yılında da Hava Harp Akademisi dışında kalan bütün hava birlik ve kurumları Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlanmıştır.

Müteakiben, havacılığın gelişen teknolojisine bağlı olarak, havacılığın pilot dışındaki diğer ihtisas ve branşları ile ilgili elamanların yetiştirilmesi için çeşitli dönemlerde açılmış olan okullar, 1950 yılında tek komuta altında toplanmış ve bu amaçla Hava Teknik Okullar komutanlığı kurulmuştur.

Yukarıda belirtilen hususlara ilave olarak, Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki uçak tipleri bakımından da 1950 yılında önemli bir gelişme daha olmuş ve jet uçaklarının alınmasına karar verilmiştir. Bu nedenle, 15 Ekim 1950’de ABD’ne jet eğitimi için sekiz uçucu personel gönderilmiş ve anılan personel 31 Ağustos 1951’de eğitimlerini tamamlayarak yurda döndükten sonra jete intibak öğretmeni olarak görevlendirilmiştir.

Aynı yıl Hava Kuvvetleri Komutanlığında üs ve filo kuruluşuna geçilmeye başlanmış ve Balıkesir’de kurulan 9’uncu Jet Üs Komutanlığı, Türk Hava Kuvvetlerinin ilk jet üssü, 191, 192 ve 193’üncü filolar da ilk jet filoları olmuşlardır.

Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya girmesinden sonra, jet uçaklarına geçiş dönemi hızlanmış, pervaneli uçaklar hizmet dışı bırakılmıştır. Haziran 1962 yılında, hava tümenleri kolordu seviyesine çıkarılarak Taktik Hava kuvveti ismini almıştır.

30 Ağustos 1956 tarihinde Hava Eğitim Kolordu Komutanlığı kurulmuş ve Türk Hava Kuvvetlerinin eğitimle ilgili bütün birlik ve kurumları da bu komutanlık emrinde toplanmıştır. 1957 yılında Hava Eğitim Komutanlığı adını almıştır. Kurulduğundan itibaren, jet uçaklarına geçildiği 1951 yılına kadar geçen her dönem içinde, eğitim ve beceri durumu çağın gerektirdiği seviyeye ulaştırılmış ve bu duruma süreklilik kazandırılmış olan Türk Hava Kuvvetleri personelinin bu özelliği jet uçaklarına geçilmesinden sonra da kaybolmamış ve övünç kaynağı olmuştur.

Hava Pilot Albay Leman BOZKURT ALTINÇEKİÇ, 1 Kasım 1932 tarihinde Kars’ta doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kars’ta, liseyi İstanbul Atatürk Kız Lisesi’nde tamamlayarak 1955 yılında Hava Harp Okulu’na girmiş, 1957 yılında Asteğmen olarak mezun olmuştur.

1957-1958 yılları arasında İzmir Uçuş Grubu’nda, 1958-1959 yılları arasında Eskişehir Jet Eğitim Filosu’nda pilot eğitimini tamamlamıştır. 1959’da uçuş öğretmen kursu görmüştür. Türk Hava Kuvvetlerinin değişik birlik ve karargâhlarında görev yapmış olup, 18 Mart 1987 tarihinde emekliye ayrılmıştır. Evli ve iki çocuk annesi olan Albay Leman BOZKURT ALTINÇEKİÇ 4 Mayıs 2001 yılında vefat etmiştir.Anılan dönem içinde Türk pilotlarının, 1954–1955 yıllarında yapılan uluslararası askerî pentatlon yarışmaları uçuş rallisinde üst üste iki yıl birinci olarak Challenge kupasını kazanmaları NATO güney doğu bölgesinde 1955 yılında yapılan hava atış yarışmaları ile 1971 yılında yapılan Best Hit hava atış yarışmalarında birinci, 1972 yılında yapılan best hit hava atış yarışmalarında ikinci, 1973 yılındaki hava atış yarışmalarında tekrar birinci, 1975 yılında yapılan askerî pentatlon yarışmalarında da birinci olmaları ve nihayet 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında Türk Hava Kuvvetlerinin başarıları, Hava kuvvetleri komutanlığı personelinin eğitim ve beceri seviyelerine ilişkin o yıllarda fikir verebilecek önemli gelişmelerdir.

Günümüzde Türk Hava Kuvvetleri

Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Türk vatanına ve Türk milletine havadan gelebilecek tehdit ve tehlikelerin önlenmesi ve muhtemel bir savaşta Kara ve Deniz Kuvvetlerinin görevlerini daha kolay başarabilmesi amacıyla kurulmuştur. Türk Hava Kuvvetlerinin Karargâhı Ankara’dadır.
Hava Kuvvetleri Komutanlığının ana görevi, sahip olduğu üstün sürat ve tahrip gücü olan silah ve vasıtaları ile; düşmanın saldırgan niyetinden caydırılması, ülkeye saldırı söz konusu olduğunda Türk hava sahasına girer girmez süratle düşman uçaklarının önlenmesi ve düşman ülkenin hayati önemdeki askerî hedeflerinin tahrip edilerek harbe devam etme azim ve gücünün kırılması, harbin en kısa zamanda en az zayiatla kazanılmasının sağlanmasıdır.

Bu ana görevlerini barışta ve savaşta çeşitli faaliyetleri ve fonksiyonları icra ederek yerine getiren Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Cumhuriyet döneminde ATATÜRK’ün gösterdiği yolda yeniden kurulduktan sonra, çağdaş dünya havacılığı düzeyine yükselmek ve yurdun savunmasında daha etkin bir şekilde yerini almak için yoğun bir çalışma dönemine girmiş ve bu dönemden başlayarak gösterilen büyük gayret ve harcanan emeklerle de günümüzdeki yüksek noktaya ve güce ulaşmıştır.
Ayrıca; sağlanan gelişme ve ilerlemelerin devam ettirilmesi, diğer bir deyişle bilim çağı diye adlandırılan bu çağa ayak uydurulabilmesinin temini için de çeşitli dönemlerde gerek mevcut teşkilatlanmada gerekse çeşitli hizmet, faaliyet ve sistemlerde büyük çaplı yeniden yapılanmalar gerçekleştirilmiş ve bu duruma süreklilik kazandırılmıştır.

Türk Hava Kuvvetlerinin yurt içinde ve yurt dışında tanıtılması, kamuoyu ile olan ilişkilerinin geliştirilerek havacılığın sevdirilmesi amacıyla 11 Eylül 1992 tarihinde kuruluş onayı alınan Akrotim Filosunun çağrı adı Türk Yıldızları (Turkish Stars) olarak belirlenmiş ve bu çağrı adı 11 Ocak 1993 tarihinde yayımlanmıştır. 1993 yılı Hava Kuvvetleri Komutanlığı atış yarışmalarının kapanış günü olan 18 Haziran 1993 tarihinde o tarihteki ismi 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı olan Mürted Hava Meydan Komutanlığı’nda (Kahramankazan-Ankara) NF-5 A/B uçaklarından oluşan Türk Yıldızları Akrotimi ilk gösterilerini yapmıştır.


Türk Yıldızlarının 20’nci Kuruluş Yıl dönümü dolayısı ile 2012 yılında uçak tasarımı Türk Bayrağının renklerine ses üstü sürat ve çağdaşlık vurgusunu ifade edecek şekilde ilavelerle güncellenmiştir.

Hv.K.K.lığının 25 Kasım 2009 tarihinde çalışmalarını başlattığı “Tek F-16 Uçağı ile Gösteri Uçuşu” programı 14 Ocak 2010 üç gösteri pilotunun kurucu ekip olarak seçilmeleri ile hayata geçmiştir. 18 Mayıs 2010 tarihinde Tek F-16 Gösteri Uçuşu için ilk eğitim sortisi gerçekleştirilmiştir. Eğitimler diğer iki gösteri pilotunun arka kokpitte gözlemci olarak uçması ile icra edilmiştir.

2010-2011 Uçuş Eğitim Yılı başlangıcı olan 1 Eylül 2010 tarihinde o tarihteki ismi 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı olan Mürted Hava Meydan Komutanlığı’nda (Kahramankazan-Ankara), HvKK ilk gösteri uçuşu arz edilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelinin göndermiş olduğu yaklaşık üç yüz adet isim önerisi arasından “SOLOTÜRK” ismi gösteri ekibinin adı olarak seçilmiştir. 15 Nisan 2011 tarihinde Cumhurbaşkanı ve seçkin davetliler önünde ilk resmi gösteri uçuşu gerçekleştirilmiştir.

Sivil personel hariç, Türk Hava Kuvvetlerine mensup diğer personel mavi renkli üniforma giymektedir. 1961 yılına kadar Türk Hava Kuvvetlerinin sembolü olarak çeşitli kartal figürleri kullanılmış, 1961 Haziran ayından itibaren daha önce kullanılan kartal figürleri yerine tek başlı “Selçuklu Kartalı” tema olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Devamını Oku

ASTSUBAYLIKTAN SUBAYLIĞA GEÇİŞ SINAVI

ASTSUBAYLIKTAN SUBAYLIĞA GEÇİŞ SINAVI
1

BEĞENDİM

ABONE OL

ASTSUBAYLIKTAN SUBAYLIĞA GEÇİŞ SINAVI

Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubaylıktan subaylığa geçiş belirli dönemlerde ilan açarak gerçekleştirilir. Bu ilanlarda hangi birime ne kadar kontenjan açtığı ilan edilir. İlanda müracaat koşulları , süresi ve usulü gibi ayrıntılar belirtilir. Adaylar bu takvime uyarak başvurularını yapabilirler.

Astsubaylıktan subaylığa geçişte astsubaylara sadece üç hak veriliyor. Fakat idare bu konuda esneklik tanıyabilmektedir. Bu sınavı geçmek için ciddi manada hazırlanmak lazım. Bunun için önce subaylığa geçiş sınav konularını bilmeniz gereklidir. İkinci olarak da doğru kaynaktan doğru bilgiyi almanız gerekli.

Astsubaylıktan subaylığa geçen askeri personel, tüm rütbelere yükselebilmektedir.

Astsubaylıktan Subaylığa Geçiş Şartları

926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu 109. madde astsubaylıktan subay olma şartlarını düzenlenmiştir. 109. madde uyarınca;

  • Yeterli sayıda kontenjan açılmış olması (Alımlar piyade, tank, hava, istihkam, muhabere, ikmal ya da bakım gibi branşlarda yapılır. Her bir alan için ayrı ayrı kadro belirlenir. Hukuk sınıfında alım yapılmaz.)
  • En az dört yıl süreli fakülte veya yüksek okulları bitirmiş olmak,
  • Subaylık için sınava müracaat tarihinde en az kıdemli çavuş rütbesinde olmak,
  • Astsubay olarak dördüncü hizmet yılını tamamlamış, yedinci hizmet yılını bitirmemiş olmak,
  • Subaylık için sınava müracaat tarihinde sicil notu ortalaması, sicil tam notunun yüzde doksan ve daha yukarısı olmak,
  • Askeri disiplin, tutum ve davranışları, görevindeki başarısı, mesleki bilgi ve yetenekleri ile genel kültürü bakımından subaylığa lâyık bulunduğu sıralı sicil üstleri tarafından onanmış olmak,
  • Yapılacak seçme sınavlarında ve subaylık nosyonu kazandırma eğitiminde başarılı olmak,
  • Yapılacak seçme sınavlarında başarı gösterenlerin sıralaması, personelin sınav notu ile almış olduğu madalya, ödül, takdir, taltif ve cezalar da dikkate alınmak suretiyle yönetmelikle belirtilen esaslara göre yapılır. (Seçim hakkı en yüksek puanlı olandan başlar.)

Bu şartları taşıyanlar belirlenen esaslar dahilinde yapılacak subaylık nosyonu kazandırma eğitimini başarı ile bitirenler, bitirdikleri tarihten geçerli olarak teğmen olurlar.

Yukarıda sayılan şartları sağlayan astsubaylar kara ağı personel yönetim bilgi sistemi (PYBS) üzerinden başvuru yapacaktır. Başvurusu kabul edilen astsubayların belge teslimini bağlı bulunduğu birliklerine yapması gerekir. Daha sonra ilan edilen gün ve saatte subaylık için yazılı sınav yapılacaktır. Sınav sonuçlarının ilan edilmesi ile adaylar en yüksek puandan başlayarak sıralanır. Daha önceden belirlenen kontenjan kadar subay alımı yapılır.

Astsubaylıktan Subaylığa Geçiş Sınavı

Astsubaylıktan subaylığa geçiş sınavı ihtiyaçlar doğrultusunda Genel Kurmay Bakanlığının sitesinde duyurulur. İlanları takip etmek gereklidir. Aynı zamanda birliğinizde bu bilgi size verilir. İlan edilen takvim doğrultusunda başvuru, sınav, eğitim, mülakat gibi süreçler gerçekleştirir.

Şayet astsubaylıktan subaylığa geçmek için gerekli başvuru şartlarını haiz olup harekat görevleri nedeniyle başvuruda bulunamayan veya seçme sınavına katılamayan astsubayların hakları, sınava giremedikleri süre kadar uzatılır.

Astsubaylıktan Subaylığa Sınavsız Geçiş

Astsubaylıktan subaylığa sınavsız geçiş mümkün değildir. Üstte belirtilen şartlar doğrultusunda sınav ve mülakat yapılır. Başarılı olan adaylar sonrasında eğitime tabi tutulur ve atanır. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında mülakat ile alım yapılmış olsa da bu tek sefere mahsustu.

Astsubaylıktan Subaylığa Geçişte Engel Suçlar

Astsubaylıktan subay olmaya engel haller aşağıda belirtilmiş olup, bu fıkrada belirtilenler; cezaları ertelenmiş, para cezasına çevrilmiş, genel veya özel af kanunları kapsamına girmiş, hükümlülüklerine ilişkin kayıtları adli sicilden çıkarılmış, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsalar da subay olamazlar.

Google Play ve İos Uygulamalarımız

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.